1 dakika okundu

Sana Bakmak

Sana bakmak, kısması aydınlığa çıkan mahkumun, gözlerini.
Sana bakmak, beklediği sanması insanın, köşeyi her döneni.
Sana bakmak, incelemesi savaşçının, düşmanın ayak izlerini.
Sana bakmak, hatırlamaya çalışması kaybolmuş bir çocuğun, evini.
Sana bakmak, seçmeye çalışmak bir koruda, piknik yerini.
Sana bakmak, yatağın sakız gibi olmuş yününü çırpan bir kadın gibi
-hani, kaç kez sıkıntıdan sabaha kadar üzerinde dönüp durmuş,
kaç kez süpürgeyle kovalamış üzerinde zıplayan çocukları,
kaç kez sevişmiş üzerinde, kaç kez sırtını dönüp naz yapmış
ve kaç kez idare etsin diye elleriyle köpürtmüş bir kadın gibi-
bakışlarını boşaltmak; yumuşatmaya çalışmak.

Sana Sarılmak

Sana sarılmak, tırmanmaya çalışması kiraz ağacına, çocuğun.
Sana sarılmak, yapışması kökleriyle toprağa, tohumun.
Sana sarılmak, tutunması bir kütüğe, gemisi batmış yolcunun.
Sana sarılmak, yönelmesi iki derenin, çağrısına okyanusun.
Sana sarılmak, ölçmek karışla, yüzölçümünü yurdunun.
Sana sarılmak, tek bacağı felçli bir adam gibi
-hani, her dalıp gitmesi iki bacaklı bir karabasan,
her konuşması koltuk değnekli bir susuş taşıyan
ve bir içki masası kurup o bacağın üzerinde
top oynayan bir şarkı mırıldanan bir adam gibi-
sağlam bacağını uzatmak; sıvazlamak.

Seni Öpmek

Seni öpmek, gövdeni yeşil bir dal gibi dişler arasına almak.
Seni öpmek, bir gölden su içmesi geyiğin, çevresini kollayarak.
Seni öpmek, dolaşması işgalci askerlerin boş yollarda, kasılarak.
Seni öpmek, alfabesini okuması körün, kabartılara dokunarak.
Seni öpmek, ağzının çağlayanından dökülmek; terine karışmak.
Seni öpmek, evi deprem görmüş birinin çatlakları sıvaması gibi
-hani, bütün ömrünü verdiği başını sokacak bu yerden
bir gece, yeryüzünün bağrı iç geçirince sokağa fırlayan
ve kolonlar, kirişler sağlam olsa da, çatlakları derin olan
ve her görüşte dehşeti ve çaresizliği hatırlayan biri gibi-
dil malasını sürmek; gözden uzaklaştırmak.

Yorumlar
* Bu e-posta internet sitesinde yayınlanmayacaktır.